...
GÜL BAHÇESİ
Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar
güzeli bir kız varmış.. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve
ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye
gelirmiş.. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şövalyeyi reddeden
güzel kız kimseleri beğenmezmiş..Bu arada aynı kasabada yaşayan ve kıza
aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu dareddetmiş.
Aradan uzun yıllar geçmiş..Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış.. Kendine
başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çoçuğa karışmış.. Bir gün yolu
bir zamanlar yaşadığı güzel,küçük kasabaya düşmüş.. Orada tanıdık birine
rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş
ve ona ne olduğunu sormuş..Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek
kızın evlendiğini söylemiş.. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan
kızın kocasını pek merak etmiş..Birgün gizlenip kocasını evden çıkarken
görmüş.. Kızın kocası şişman ,kel ve çirkin mi çirkin bir adammış.. üstelik
zengin bile değilmiş.. çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin
kapısını çalmış.. Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir
adamla evlenmiş olduğunu sormuş.. Kız da ona arkasındaki gül bahçesinden
en güzel gülü kopartıp getirirse cevabı vereceğini bu arada tek şartının
bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemiş.. Adam da bunun üzerine
yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış.. Birden çok güzel
sarı bir gül görmüş.. Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pempe
bir gül gözüne çarpmış.. Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte
kırmızı bir gül goncası görmüş.. Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna
gelmiş ve mecburen oradaki bir gül koparıp kıza götürmüş.. Bahçenin en
güzel gülün getirmesini beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş
cılız bir gül..Bunun üzerine adama dönen kız şöyle demiş; " Bak gördün
mü? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne
razı olmak zorunda kalırsın.. Bu yüzden gençlik gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi
öğrenmek gerekir..
|
Dünyada
iki kör var; biri benden başka herkesi gören sen diğeri senden başka kimseyi
göremeyen ben.
|
Yaşamaya
zaman ayırın,
Zira zaman
bunun için yaratılmıştır.
Çalışmaya
zaman ayırın,
Başarının
bedeli budur.
Düşünmeye
zaman ayırın,
Güçlü olmanın
kaynağı budur.
Çevrenize
nazik davranmaya zaman ayırın,
Mutluluğa
giden yol budur.
Etrafınıza
bakmaya zaman ayırın ,
Günler bencilliğinize
yetmeyecek kadar kısadır.
Gülmeye
zaman ayırın,
Ruhunuzun
müziği budur.
Terbiyeli
olmaya zaman ayırın,
İnsan olmanın
sembolü budur
|
Sevgilini
rahat bırak gidecekse gitsin, geri dönerse senindir!, geri dönmezse zaten
hiç senin olmamıştır, tasalanma...
|
KEDİ VE
BULDUĞU MUTLULUK
Büyük bir
kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş: "Neden kuyruğunu kovalıyorsun?"
Yavru kedi yanıt vermiş: "Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun
da kuyruğum olduğunu öğrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda
mutluluğa kavuşacağım." Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş: "Gençken
ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu farkettim;
ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam
hep peşimden geliyor."
|
Hayatta
üç seyi sevdim; Seni, kalbimi, ümit etmeyi... Seni sevdim, sensin diye,
Kalbimi sevdim, seni sevdi diye, Ümit etmeyi sevdim, belki seversin diye...
|
GİDENİN
ARDINDAN
Tam sana
alışmışken
Gitmek de
nereden çıktı?
Bırakır
mıyım sanıyorsun?
Ama çok
ısrar ediyorsan git.
Uzaklıklar
hiç önemli değil
Biliyorsun.
Ihtiyacın
olan her anda
Arkadaşın
seninle olacak.
Gene de
Bazı şeyleri
yaparken
Seni düşünecek;
"Keşke burada
olsaydı da
Birlikte
yapsaydık" diyecek.
Galiba seni
Birazcık
da özleyecek
|
Neden durmadan
yağıyorsun yağmur, neyi ıslatmak istiyorsun? Cadde ıslak, kaldırım ıslak,
gözlerimi ıslatmak istiyorsan eğer,onlar zaten ıslak..!
|
ADA HİKAYESİ
Bir zamanlar
bütün duyguların bir arada yaşadığı bir ada varmış; mutluluk, üzüntü, bilgi,
kibirlilik ve tüm diğerleri, tabi sevgi de bu adada mutlu bir şekilde yaşıyormuş
bir gün adanın batmakta olduğu duyulara haber verilmiş hepsi adayı terk
etmeye başlamışlar. Sevgi sonana kadar belki kurtulur diye beklemek istemiş
ada tamamiyle batmak üzereyken kendisine kaçıcak sandal kalmadığını görerek
sandallardan yardım istemeye başlamış. Zenginlik kendisini sandala alamayacağını
söylemiş çünkü sandalını ancak taşıyabilecek parayla doldurmuş. Kinirden
yardım istemiş kibir sana yardım edemem sırılsıklamsın teknemi mahvedersin.
Üzüntüye sormuş seninle gelebilirmiyim diye üzüntü –çok mutsuzum biraz
yalnız kalmam lazım demiş. Gurura sormuş gurur: -seninle bizim anlaşabilmemiz
çok zor demiş. Bir sandal sevgiye yanaşmış ve onu almış. Sevgi o kadar
mutlu olmuş ki onu kurtaranın kim olduğunu bile sormayı akıl edememiş.
Adam onu karaya bırakıp gittikten sonra sevgi çok merak edip bilgiye
sormuş beni kurtaran kimdi ve niye beni kurtardı? Bilgi: -seni kurtaran
zamandı; sadece zaman sevginin ne kadar değerli olduğunu, tüm duygulardan
çok daha önemli, güzel ve gerekli olduğunu bilir demiş…
|
Rüzgarın
yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü
dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle
ilgilenir.
|
HER ŞEY
SANA BAĞLI
Bir anı
bir şarkı kıvılcımlandırabilir
Bir hayali
bir çiçek uyandırabilir
Bir ağaç
ormanı başlatabilir
Bir kuş
ilkbaharı müjdeleyebilir
Bir gülümseme
bir arkadaşlığı başlatabilir
Bir tokalaşma
bir ruhu canlandırır
Bir yıldız
denizdeki bir gemiye yol gösterebilir
Bir kelime
bir amacı belirleyebilir
Bir oy bir
ulusun yaşamını değiştirebilir
Bir günes
ışını odayı aydınlatabilir
Bir mum
karanlığı dağıtır
Bir gülüş
sıkıntıyı alteder
Bir adım
her yolculugu başlatır
Bir kelime
her duayı başlatır
Bir umut
ruhlarımızı aydınlatır
Bir dokunuş
şefkati anlatır
Bir kalp
neyin doğru olduğunu bilebilir
Bir tek
insan farkı yaratabilir
Görüyorsun,
HER ŞEY SANA BAĞLI...
|
Yağmuru
sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun, Güneşi sevdiğini
söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun, Rüzgarı sevdiğini söylüyorsun
rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun. İste bende bundan korkuyorum çünkü
beni de sevdiğini söylüyorsun..
|
GERÇEK KALBİ
KEŞFETMEK...!
John Blanchard
oturduğu banktan kalktı, üzerindeki denizci üniformasını düzeltti ve şehrin
büyük tren istasyonundaki insanları incelemeye koyuldu. Gözleri o kızı
arıyordu, kalbini çok iyi bildiği, ama yüzünü hiç görmedigi, yakasında
gül olan o kızı. Ona olan ilgisi bundan on üç ay önce Florida'da bir kütüphanede
başlamıştı. Raflardan aldığı bir kitabın içindeki yazıdan çok etkilenmişti.
Kitaptan değil sayfalardan birinin kenarında kurşun kalemle yazılmış minik
notlardan. Yumuşak el yazısı, düşünceli bir ruhu ve insanın içine işleyen
bir karakteri yansıtıyordu. Kitabın baş sayfasında, o kitabı en son okuyan
kişinin ismini gördü: Bayan Hollis Maynell. Biraz zaman ve çaba sonunda
adresini buldu. Bayan Maynell New York'da yaşıyordu. Blanchard ona kendisini
tanıtan ve mektup arkadaşı olmayı teklif eden bir mektup yazdı. Ertesi
gün de İkinci Dünya Savaşı'na katılmak için Avrupa'ya doğru yola çıktı.
Daha sonraki bir yıl bir ay boyunca birbirlerini mektuplarla tanıdılar.
Her mektup kalplerine düşen bir sevgi tohumuydu sanki. Bir romantizm başlıyordu.
Blanchard kızdan bir resmini istemişti, ama kız reddetti. Kendisini gerçekten
önemsiyorsa nasıl göründüğünün ne önemi vardı? Sonunda Blanchard'ın Avrupa'dan
dönüş günü geldi çattı. İlk bulusmalarını ayarladılar. New York Tren İstasyonunda
akşam saat tam 7'de. "Beni tanımak için" diye yazmıştı kız mektubunda ,"Ceketimin
yakasında kırmızı bir gül takılı olacak". İste saat tam 7'ydi ve Blanchard
yüzünü daha önce hiç görmediği, ama kalbini sevdiği o kırmızı güllü kızı
arıyordu. Hikayenin gerisini Bay Blanchard'dan dinleyelim: "Birden genç
bir kızın bana doğru yürüdüğünü fark ettim. İnce ve uzun boylu, sarı saçları
o güzel kulaklarının önünden omuzlarına düşmüş. Çiçek rengi mavi gözlü.
Dudaklarının ve çenesinin muntazam kıvrımları ve açık yeşil giysisiyle
insana sanki baharın geldiğini müjdeleyen bir kızdı. Ben de ona doğru yürümeye
başladım. O kadar etkilenmiştim ki yakasında gül olup olmadığına bakmak
aklıma bile gelmedi. Ona yaklaşınca, dudaklarında hafif ve tahrik edici
bir gülümsemeyle bana " Benimle aynı yöne mi gidiyorsun, denizci?" diye
fısıldadi. Neredeyse kontrolsüz bir şekilde ona doğru bir adım attım ve
o anda Hollis Malley'i gördüm. Kızın tam arkasında duruyordu. 40' ını çoktan
geçmiş, grileşmeye başlamış saçlarını şapkasının altında toplamış. Şişmana
yakın, kısa boylu, kalın bilekli ayakları topuksuz ayakkabılara gömülmüs.
Kafamı çevirdim, yeşil giysili kız hızla uzaklaşıyordu. Kendimi ikiye bölünmüş
hissettim; arzularım kızı takip etmemi, ta içimden gelen bir istek ise
ruhuma bir yıldır bana eşlik eden kadınla kalmamı söylüyordu. İşte orda
öylece duruyordu. Solgun kırışık suratı kibar ve duygulu, gri gözleri sıcaktı.
Çekinmedim. Beni tanımasını sağlayacak mavi deri ciltli kitabı ona doğru
tuttum. Bu aşk olamazdı, ama, mutlaka değerli, belki aşktan da güzel, çoktan
beri minnettar olduğum ve olacağım bir arkadaşlık gibi bir sey olabilirdi.
Kadını selamladım, her ne kadar gizlemeye çalıştıysam da pek başaramadıgım
hayal kırıklığımı belli eden sesimle "Ben Tegmen John Blanchard, siz de
Bayan Maynell olmalısınız. Sizinle buluşabildiğim için çok mutluyum. Sizi
yemeğe götürebilir miyim?" diye sordum. Kadının yüzüne bir gülümseme yayıldı:
"Neden bahsettiğini bilmiyorum delikanlı" dedi, "Ama şu az önce buradan
geçen yeşil elbiseli kız, bu kırmızı gülü yakama takmamı rica etti benden
ve eğer siz beni yemeğe davet edecek olursanız, kendisinin sizi caddenin
karşısındaki büyük restaurantta beklediğini söylememi istedi. Dediğine
göre bu bir çeşit sınavmıs.." Burada Bayan Maynell'in bilgeliğini anlamamak
ve hayranlık duymamak imkansız. Gerçek kalbi keşfetmek istiyorsanız, cazip
olmayana verdiği tepkiye bakın. "Bana kimi sevdiğini söyle" demiş Houssaye
" Ben de sana kim oldugunu söyleyeyim."
|
Yanağına
konan kartanesi eriyip dudaklarına indiğinde o bir damla serinliği biriyle
paylaşmak istersen yüzünü rüzgara dön yeter! Ben o rüzgardayım.
|
VUSLAT
Bir uykuyu
cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün
ikbalini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı
tükenmez gece sanmakla zamanı,
Görmezler
ufuklarda şafak söktügü anı.
Gördükleri
rüya ezeli bahçedir aşka;
Her mevsimi
bir yaz ve esen rüzgarı başka;
Bülbülden
o eğlencede feryad işidilmez,
Gül solmayı,
mehtab azaılp bitmeyi bilmez...
Gök kubbesi
her lahza bütün gözlere mavi,
Zenginler
o cennette fakirlerle müsavi;
Sevdaları
hülyalı havuzlarda serinler,
Sonsuz gibi,
bir fıskıye ahengini dinler...
Bir ruh
o derin bahçede bir def'a yaşarsa,
Boynunda
onun kolları, koynunda o varsa,
Dalmışsa
onun saçlarının rayihasıyle...
Sevmekteki
efsunu duyar her nefesiyle...
Yıldızları
boydan boya doğmus gibi, varlık.
Bir mucize
halinde o gözlerdedir artık;
Kanmaz en
uzun buseye, öptükçe susuzdur;
Zira susatan
zevk o dudaklardaki tuzdur;
insan ne
yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan.
Bir sır
gibidir az çok ilah olduğumuzdan.
Onlar ki
bu güller tutuşan bahçededirler,
Bir gün
nereden, hangi tesadüfle gelirler?
Aşk onları
şevk ettiği günlerde kederden
Rüzgar gibidir
şevk alır oldukları yerden...
Geldikleri
yol... ömrün lşıktan yoludur o;
Alemde bir
akşam ne semavi koşudur o!
Dört atlı
o gerdune gelirken doludizgin,
Sevmiş iki
ruh ufku görürler daha engin
Simaları
gittikçe parıldar bu zaferle,
Gök, her
taraflndan donanır meşalelerle.
Bir uykuyu
cananla beraber uyuyanlar,
Varlıkta
bütün zevki o cennette duyanlar,
Dünyayı
unutmuş bulunurken o sularda,
Zalim saat,
ihmal edilen vakti çalar da-
Bir an uyanırlarsa
leziz uykularından,
Bastanbaşa
her yer kesilir kapkara, zindan.
Bir faciadır
böyle bir alemde uyanmak,
Günden güne
hicranla bunalmış gibi yanmak,
Ey talih!
Ölümden de beterdir bu karanlık.
Ey aşk !
O gönüller sana mal oldular artık.
Ey vuslat
! O aşıklarl efsununa ram et!
Ey tatlı
ve ulvî gece! Yıllarca devam et!
|
Yüksek tepelerde
hem kartala hem de yılana rastlanır... ama birisi oraya uçarak diğeri ise
sürünerek gelmiştir.
|
GÜLLER
Kan
rengi kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da. Rose.. Gül..
Kocasının sevgili Rose'u.. Her yıl Sevgililer Günü'nü kapının önünde bulduğu
enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan.Hatta
esini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmıs gülleri kuçağına bırakılmıştır.
Tıpkı geçmişte olduğu gibi. küçük bir kartla birlikte.. Her yıl güllere
iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı. " Seni, her geçen sene bugünkünden
daha çok seviyorum.." Birden bunların son gülleri olduğunu düşündü. Önceden
ısmarlamış olmalıydı Ölecegini nasıl bilebilirdi? Zaten herseyi önceden
planlamayı ve yapmayı severdi. Gülleri özenle içeri taşıdı. Saplarını kesti
ve vazoya yerleştirdi. Vazoyuda konsolun üzerine esinin kendisine gülümseyen
fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğuna oturup saatlerce gülleri
ve fotoğrafı seyretti. Sessizce.. Bitmek bilmeyen bir yıl geçti. Yapayalnız
ve hüzün dolu bir yıl.. Sonra bir sabah kapı çalındı. Tıpkı eski günlerde
olduğu gibi Kırmızı gülleri, üzeri de küçük kartıyla birlikte eşikteydi.
Sevgililer Gününü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkinlik içinde doğru
telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı.. Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı
vardı. " Biliyorum" dedi çiçekçi.. Esinizi geçen yıl kaybettiniz.Telefon
edeceğinizi de biliyordum. Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamıs
parasını da ödemişti. Hep öyle yapardı zaten.. Hiç sansa bırakmazdı. Dosyamda
talimat var. Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım Bir de özel kart verdi,kendi
el yazısıyla. Bilmeniz gerekir diye düşünüyorum.. Ölümünden sonra çiçeklere
iliştirmemi istediği kart. Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu
kapattı. Parmaklari titreyerek zarfı açtı. "Merhaba sevgilim " diye başlıyordu
kart "Bir yıldır ayrıyız. Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığinı
ve acılarını hissedebiliyorum; giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim
kimbilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor. Seni kelimelerle
anlatılamayacak kadar çok sevdim. Harika bir eştin. Dostum, sevgilim, benim.
Sadece bir yıldır ayrıyız. Kendini bırakma Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum.
Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak. Onları kucağına
aldığında paylaştığımız mutluluğu ve kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.
Her zaman da seveceğim Ama yaşamalısın. Devam etmelisin, kolay değil mutluluğu
yakalamak Güller, senin kapıyı açmadığın güne kadar gelmeye devam edecek
. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak eve dönüp dönmediğini
kontrol edecek.Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese
getirip seninle yeniden ve ebediyyen kavuştuğumuz yere bırakacak."
|
Maviler
giyer deniz olurum. Yeşiller giyer bahar olurum. Belli olmaz belki bir
gün beyazlar giyer senin olurum…
|
ÖĞRENDİM
Kİ
Birgün güneş
doğmayacak denilse,
O gün güneş
batarken insanlar neler yapardı acaba....
Öğrendim
ki...
Kimseyi
sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi
sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini
karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim
ki...
Güveni geliştirmek
yıllar alıyor,
Yıkmak bir
dakika.
Öğrendim
ki...
Hayatında
nelere sahip olduğun değil
Kiminle
olduğun önemli.
Öğrendim
ki...
Sevimlilik
yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası
için bir şeyler bilmek gerek.
Öğrendim
ki...
Kendini
en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en
iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
Öğrendim
ki...
İnsanların
başına ne geldiği değil
O durumda
ne yaptıkları önemli.
Öğrendim
ki...
Ne kadar
küçük dilimlersen dilimle
Her işin
iki yüzü var.
Öğrendim
ki...
Olmak istediğim
insan olabilmem çok vakit alıyor.
Öğrendim
ki...
Karşılık
vermek dinlemekten çok daha basit.
Öğrendim
ki...
Bütün sevdiklerinle
iyi ayrılman gerek
Hangisi
son görüşmen olacak bilemiyorsun.
Öğrendim
ki...
"Bittim"
dediğin andan itibaren
Pilinin
bitmesine daha çok var.
Öğrendim
ki...
Sen tepkilerini
kontrol edemezsen
Tepkilerin
hayatını kontrol eder.
Öğrendim
ki...
Kahraman
dediğimiz insanlar
Bir şey
yapılması gerektiğinde
Yapılması
gerekeni şartlar ne olursa olsun yaparlar.
Öğrendim
ki...
Affetmeyi
öğrenmek deneyerek oluyor.
Öğrendim
ki...
Bazı insanlar
sizi çok seviyor
Ama bunu
nasıl göstereceğini bilemiyor.
Öğrendim
ki...
Ne kadar
ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları
hiç karşılık vermiyor.
Öğrendim
ki...
Para ucuz
bir başarı.
Öğrendim
ki...
Düştüğün
anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak
için elini uzatır.
Öğrendim
ki...
İki insan
aynı şeye bakıp
Tamamen
farklı şeyler görebilir.
Öğrendim
ki...
Aşık olmanın
ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.
Öğrendim
ki...
Seni hala
seviyorum.
|
SENİ SEVİYORUM!
diyen dillere değil... Senin için AĞLAYAN GÖZlere inan
|
YAŞAMA SEVİNCİ
Hani zaman
zaman olur ya...
Kelimeler
yetersiz kalır
Duyguları
ifade etmekte.
Hani bir
şey çok hoşuna gider.
Ona bakınca,
onu düşününce
İçin sevgiyle;
Yaşama sevinciyle
dolar.
Şarkı söylemek;
Dalgalarla,
kuşlarla
Dans etmek
gelir içinden.
Gözlerinle,
dudaklarınla,
Herşeyinle
gülümsersin.
Arkadaşların,
"Bugün sende
birşey var" derler.
O an hiç
bitmesin istersin.
|
Sevipte
sevdiğine seni seviyorum diyememek ne kadar acıysa sevilipte sevildiğini
bilmemek de o kadar acıdır
|
YESS BE...!
DeN AsKeRe ( AsKeR'in doğum günü )
Vietnam'da savaştıktan sonra sonunda evine
dönmekte olan bir asker hakkında bir hikaye anlatılır. "San
Francisco'dan ailesini aradı." Anne baba, eve dönüyorum, ama sizden bişey
rica ediyorum. Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum."."Memnuniyetle,
onunla tanışmak isteriz" diye cevapladılar. "Ogulları , "Bilmeniz gereken
bişey var" diye devam etti. "Arkadaşım savaşta ağır yaralandı. Bir
mayına bastı ve bir koluyla ayağını kaybetti. Gidecek hiçbir yeri
yok ve onun gelip bizimle kalmasını istiyorum." "Bunu duyduğuma üzüldüm
oğlum. Belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz." "Hayır.
Anne-baba, onun bizimle yaşamasını istiyorum." "Oğlum" dedi babası,
"bizden ne istediğini bilmiyorsun. Onun gibi özürlü biri bize korkunc bir
yük olur. Bizim kendi hayatımız var ve bunun gibi birşeyin hayatımıza engel
olmasına izin veremeyiz. Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin. O kendi
başının çaresine bakacaktır. "Oğlu o anda telefonu kapattı. Ailesi ondan
bir süre haber alamadı. Ama birkaç gün sonra San Francisco polisinden
bir telefon geldi. Oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrendiler.
Polis bunun intihar olduğuna inanıyordu. Üzüntü dolu anne-baba hemen San
Francisco'ya uçtular ve oğullarının cesedini tesbit etmek için şehir morguna
götürüldüler. Onu tanıdılar ve bilmedikleri birşey daha öğrenince dehşete
düştüler: Oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardı.
Bu hikayedeki aile de birçoğumuz gibi güzel olan ya da birlikte olmaktan
zevk aldığımız insanları sevmek bizim için çok kolay ama bize rahatsızlık
veren ya da yanlarında kendimizi rahatsız hissettiğimiz insanları sevmiyoruz.
Bizim kadar sağlıklı, güzel ya da akıllı olmayan insanların yanından uzak
durmayı tercih ediyoruz. Neyse ki bize bu şekilde davranmayan biri var.
Biz ne kadar bozulmuş olursak olalım, bizi sonsuz ailesinin yanına çağıran
şartsız sevgiyle seven biri. Bu gece,uyumadan önce, insanları olduğu gibi
kabul edebilmemiz ve bizden farklı olanlara karşı daha anlayışlı olabilmemiz
için gereken gücü vermesi için Allah'a kısa bir dua edelim.Kalbimizde Arkadaşlık
adında bir mucize var. Nasıl olduğunu veya nasıl başladığını anlamazsınız.
Ama bu özel armağanı bilirsiniz ve Arkadaşlığın Tanrı'nın en büyük armağanı
olduğunu anlarsınız. Gerçekten de arkadaşlar çok nadide mücevherlerdir.
Sizi gülümsetip başarmanız için cesaret verirler. Sizi dinlerler ve
kalplerini size açmak isterler. Bugün arkadaşlarınıza onlarla ne kadar
ilgilendiğinizi gösterin. Bu yazıyı ARKADAŞ olarak gördügünüz herkese
gönderin…
|
Hatırlarmısın
doğduğun zamanları; Sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür
geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse.
|
EN İYİSİ
Dağ tepesinde
bir çam olamazsan
Vadide bir
çalı ol
Fakat oradaki
en iyi küçük çalı sen olmalısın
Çalı olamazsan
bir ot parçası ol
Bir yola
neşe ver
Bir misk
çiçeği olamazsan bir saz ol
Fakat gölün
içindeki en canlı saz sen olmalısın
Hepimiz
kaptan olamayız, tayfa olmaya mecburuz
Dünyada
hepimiz için bir şey vardır
Yapılacak
küçük işler, büyük işler var
Yapacağımız
iş bize en yakın olan iştir
Cadde olamazsan
patika ol
Güneş olamazsan
yıldız ol
Kazanmak
ya da kaybetmek ölçü değildir
SEN her
neysen onun en iyi olmalısın
|
Sevdiğini
elde edemiyorsan, elde ettiğini sevmeye çalış!
|
BÖYLE BİRİNİ
TANIYOR MUSUNUZ?
Sizi sizin
kadar tanıyan biri;sizi düşünen, düşünmeyi öğrenmis,sakin,uslu,efendi,oturmayı
kalkmayı bilen,sevmeden edemediğiniz biri;size sizi anlatmayı herşeyden
çok seven,sizin için çok şey başarmaya hazır biri;bazen biraz fazla konuştuğundan
yakındığınız ama ne söylediğini bildiğinden hep emin olduğunuz,sizi tanıdığı
kadar kendini ve hayatı tanıyan biri;yalnızca eşinize anlatabildiğiniz
sırlarınızı anlatmaktan çekinmediğiniz,bazen düşüncesine şiddetle ihtiyaç
duyduğunuz biri;sabahın üçünde "ayıp olur mu" diye endişelenmeden arıyabildiğiniz
ve üçüne beşine bakmadan size duymanız gerekenleri söyleyen,gecenin o karanlığında
kalkıp ışığı yakan,masasının başına geçen biri;kaleminiz,kağıdınız, aynanız,saatiniz,kravatınız
olan,bazen gölgeniz olan biri ; ve bazen vicdanımız,bazen de uykusuz bıraktığınız
için vicdan azabınız olan biri...Hayatınız da böyle biri var mı ? Varsa
, kıymetini bilin ...!!!
|
Seni ne
zaman unutacağımı soruyorlar ama ben ne zaman öleceğimi bilmiyorum ki!...
geceler seni düşündüğüm kadar uzun olsaydı hiç sabah olmazdı!
|
S E V G
İ
Sevgi, bir
rahatlık babanın ocağında,
Sevgi, bir
rahatlık ananın kucağında,
Sevgi, bir
tebessüm sevenin dudağında.
Sevgi, bir
mutluluk kiminin yüzlerinde,
Sevgi, bir
parıltı gülenin gözlerinde,
Sevgi, bir
titreyiş aşığın sözlerinde.
Sevgi, bir
ılıklık ilkbaharın yelinde,
Sevgi, bir
hayranlık Mona Lisa elinde,
Sevgi, bir
tatlılık Yunus Emre dilinde.
Sevgi, bir
dost kolu bir dostunun kolunda,
Sevgi, bir
yürüyüş uzak sıla yolunda,
Sevgi, bir
tat damağa arıların balında,
Sevgi, bir
minik kuş şu ağacın dalında,
Sevgi, bir
tatlı renk al bayrağın altında.
|
Çiçekler
rüzgarın şiddeti ile, erkekler kızların ihaneti ile solar.
|
yukarı
|